Yukarı Çık

TARKEM  »  Kemeraltı ve Çevresi  »  Geçmişten Günümüze Kemeraltı  »  1900'lü Yıllar

1900'lü Yıllar


Osmanlı Döneminin Kemeraltısı


Kemeraltı Bölgesi’ni, İzmir’in tarihi sürecinden ayırmak pek mümkün değildir aslında. Tarih boyunca, farklı uygarlıkların hükümdarlığıyla kıymetlenen ama zamanla bu özelliğini yitiren bölgeler olmuştur. Kemeraltı henüz ticari kimliğiyle anılmadığı zamanlarda Efes, Milet ve Heraklea gibi antik liman kentleri ön plandaydı. Daha sonra 13. Yüzyıl itibari ile önemini yitiren antik limanların ardından Ceneviz hükümdarlığı ile birlikte, korunaklı iç limanı sayesinde Kemeraltı bölgesi için ticaretle dolu kısıtlı ama yepyeni bir dönem başladı, ta ki Kemeraltı, 17.yy Osmanlısının kent sistemi içinde kendine önemli bir yer bulana kadar…


1600’lü yılların Osmanlısında ticari kimliği ile hızla ön plana çıkan İzmir’in, gayri Müslümler tarafından tercih edilmesi, İzmir’de “Levanten” denilen yeni bir zümrenin oluşmasını sağlamıştı. Üstelik Levantenler için önemli bir cazibe merkezi olan Osmanlı döneminin İzmir’ine Avrupalılar, “Petit Paris” yani “Osmanlı’nın Küçük Paris’i” diyorlardı. Latinler ise deniz ticareti sayesinde yıldızı parlayan İzmir için “Elle fiore del Levanti “ yani “Levant’ın Çiçeği” tanımını kullanıyorlardı.


Osmanlı’nın İçinde Yükselen Bir Kent: İZMİR

18. yüzyıl itibari ile savaşlardan hüsranla ayrılan Osmanlı İmparatorluğu, gün geçtikçe kan kaybetmeye devam ediyordu. 19. yüzyılın Avrupa'sında başlayan sanayileşme hareketleri de Osmanlı ekonomisinin çöküşünü hızlandırmış ve Osmanlı Devleti, sanayisini geliştirecek olan kapitali bulamaz duruma gelmişti. Dünya hızlı bir sanayileşme sürecindeyken, Osmanlı ekonomisi yeni düzene ayak uyduramamış ve kapalı ekonomisiyle sadece bir tarım devleti olarak varlığını sürdürmeye çalışmıştır. Dış ülkelere verilen tavizler, Osmanlı devletinin içerisinde idari, mali ve toplumsal sorunlara neden olmuş ve bu Osmanlıyı Avrupa için açık bir pazar durumuna getirmiştir. Osmanlı Devleti hızlı bir gerileme sürecine girmişken, Anadolu'nun en zengin, en güzel ve en canlı kenti olan Osmanlının İzmir’ini ufukta daha parlak günler bekliyordur.


19. Yüzyılın başında can çekişen Osmanlının batılılaşma hareketi için oluşturduğu “Tanzimat Fermanı” kısa bir süre sonra İzmir’de ortaya çıkacak olan yeni ve kozmopolit bir topluluğun da habercisi olmuştu. Çünkü Tanzimat Fermanı ile yabancı uyruklu gayrimüslimlere din ve vicdan özgürlüğü tanınıyor bu da maddi ve manevi anlamda yaşamlarını güvence altına almalarını sağlıyordu.  Bu gelişmeler, Osmanlının yabancı uyruklu kişilere uzattığı bir davetiye niteliğindeydi. İzmir, o dönemlerde yabancı uyruklu azınlıklar tarafından en çok tercih edilen yer olmuştu. Kentin kozmopolit yapısı, İzmir’i, Osmanlı döneminin baskıcı ve otoriter yönetiminden ayrı tutmuştu. Hatta II. Abdülhamit’in Osmanlı Devleti üzerinde kurmuş olduğu baskıcı rejim, İzmir'e girmeyi başaramamıştı bile.  Ne var ki özerk yapısıyla yıldızı parlıyormuş gibi görünen  İzmir bile aslında bütüne bakıldığında Osmanlıyı gün geçtikçe dışa daha bağımlı ve birçok Avrupa ülkesi tarafından sömürülen bir devlet konumuna getirmişti.


1875 yılında, İzmir Limanının açılması ile birlikte İzmir’in ticaretle dolu yaşamı daha da hareketlenmiş ve İzmir, Osmanlı toprakları içerisinde ekonomik hacmin en yüksek olduğu ikinci kent konumuna ulaşmıştı. İzmir, Osmanlının kapalı ekonomik, kültürel ve sosyal sisteminin dışında kalmış; farklı din ve sosyo-kültürel çevrelerden gelen herkese kucak açarak, sanat ve ticari faaliyetlerini en üst düzeyde sürdürmeye devam ediyordu. Osmanlı Hanları  da, bu dönemde, İzmir’de gerçekleşen ticaretin  yoğunluğundan kaynaklanan bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmıştı.


Ancak 19. Yüzyılın sonlarına doğru rıhtımın doldurulmaya başlaması ile birlikte Kemeraltı Çarşısı, Levantenlerin gözünde önemini yitirmeye başlamış ve Levantenler iş yerlerini Alsancak bölgesine taşımaya başlamışlardı. Her ne kadar Tanzimat döneminde Türk tüccarlar, Levantenlerin boşalan yerlerini alsalar da Kemeraltı, yıllar geçtikçe gözden düşmeye devam etmiştir. İzmir’in kurtuluşundan hemen sonra, 13 Eylül 1922 tarihinde başlayan, günlerce süren ve yabancı basında da ses getiren Büyük İzmir Yangını ile birlikte Kemeraltı bölgesi, hem önemli tarihi yapılarını kaybetmiş hem de hızlı bir gerileme dönemine girmişti.

1900'lü Yıllar 1900'lü Yıllar 1900'lü Yıllar 1900'lü Yıllar 1900'lü Yıllar

E-Bülten'e üye olmak için e-posta adresinizi giriniz.