Yukarı Çık

TARKEM  »  Bilgi Merkezi  »  İzmir Tarih Projesi  »  İzmir Tarih Projesi

İzmir Tarih Projesi

İzmir, zengin tarihi kültürel mirası ve doğal güzellikleriyle eşsiz bir coğrafyaya sahiptir. Kronolojisi 8.500 yıl geriye giden İzmir, sahip olduğu coğrafi ve topoğrafik avantajlar sayesinde ortaya çıkan “liman kent” kimliği neticesinde, kurulduğu günden beri farklı uygarlıklara ev sahipliği yapmış ve tüm bu katmanların harmanlanması sonucu yeryüzünde eşine az rastlanan bir kültür mozaiği gelişmiştir.


Yerleşim tarihi M.Ö. 7. bin yıllarına dayanan İzmir kentinin, Yeşilova Höyüğü’nden başlayan ve Arkaik dönemde “Bayraklı Smyrnası” ile devam eden uzun kültürel yolculuğunun son halkası “Yeni Smyrna’dır. Büyük İskender’in Doğu Seferi’nin hemen ardından Kadifekale ile Kemeraltı aksında inşa edilen kent yaklaşık 2300 yıldır bu merkez etrafında büyümüş ve gelişmiştir. Bölge, Helenistik ve Roma döneminden günümüze miras kalan Kadifekale Agora, Antik Tiyatro, Antik Stadyum gibi ören yerleri, antik limanın dolması neticesinde Osmanlı döneminde gelişen Kemeraltı Çarşısı ve farklı kültürlere ait dini, kamusal ve sivil mimari örnekleri barındıran mahalleleri ile çok katmanlı bir açık hava müzesi gibidir.


Farklı etnik grupların kesişim süreci; ticari kimliğin en üst düzeye ulaştığı 17. yy’da başlar, 19. yy'da ise doruk noktasına ulaşır. Bu süreçte farklılaşan ticari ve siyasi yapı neticesinde İzmir dünya ölçeğinde önemli göçler almış, bunun uzanımında çok dilli, çok kültürlü, heterojen bir kentsel kimlik geliştirmiş ve Akdeniz bölgesinin en önemli ticari merkezlerinden biri haline gelmiştir.


1922 yılı yangınında büyük çapta yok olan tarihi dokunun yerine Cumhuriyet rejiminin hedefleri doğrultusunda gelişen modern İzmir, 1. İktisat Kongresi’nin gerçekleştirilmesi ve devamında 1936 yılında yangında yok olan alanda inşa edilen “İzmir Enternasyonel Fuarı” ile ticari kimliğine fuarcılık misyonunu ekleyerek gelişmeyi sürdürmüştür.


1950'lere gelindiğinde ise şiddetli ve kalıcı bir sosyo - ekonomik değişimle  “kentleşme” sürecine girmiştir. Hızla betonlaşmış, tarihi dokusu ve kimliği de hızla tahrip olmaya başlamıştır.


Günümüzde hala kentin merkezi olarak tanımlanan ve aktif olarak kullanılan tarihi Kemeraltı ve çevresi yaklaşık 1480 adet tescilli anıtsal ve sivil mimari örneği yapıları, sokak ve meydan dokusu, han, atölye,  otel, hamam, cami, kilise, sinagog, okul, çeşme gibi ticari, sosyal, idari, sivil ve dini mimari yapılarıyla,  farklı uygarlıkların birbirleriyle etkileşimi sonucu zengin ve çok renkli bir kültür mozaiğinin oluştuğu ve geliştiği bir alandır. Antik iç limanın doldurulmasıyla gelişen 15. ve 18. Yüzyıllar arasında gelişen Kemeraltı Çarşısı ise günümüzde bir ticaret merkezi yaşamaya devam etmektedir.


İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde 2002 yılında Tarihsel Çevre ve Kültür Varlıkları Müdürlüğü’nün kurulmasıyla birlikte, sorumluluk sınırları içerisinde yer alan tarihi ve kültürel mirası yaşatarak korumak, koruma bilinci ve kültürünü geliştirmek, yaygınlaştırmak, doğrultusunda pek çok önemli proje hayata geçirilmiştir.


Yaklaşık 270 hektarlık büyüklüğünde tarihi kent merkezi niteliğindeki alan, Belediyemiz girişimleri ile 5366 sayılı yasa doğrultusunda Bakanlar Kurulu kararı ile,  2007 yılında “İzmir Konak Kemeraltı ve Çevresi Yenileme Alanı” olarak ilan edilmiştir. Yenileme alanı dışında da bölgesel ve tekil ölçekteki koruma çalışmalarıyla kentin tarihi değerlerine yapılan yatırımlara her geçen gün bir yenisi eklenmektedir.


İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından, kentin kültürel zenginliğini gün yüzüne çıkarmak, geçmişin mirasını geleceğe taşıyarak, korunması ve sürdürülmesini sağlamak adına geliştirilen tüm çabaların ortak paydasında “tarihiyle barışık bir İzmir yaratmak” hedefi yer almaktadır.


İzmir kentinin tarihi mirası ve özellikleriyle yaşaması, tanıtılması ve dünya ile gururla paylaşılması adına tamamlanan, sürdürülen ve başlayan pek çok proje tüm uygarlıkları kucaklayan bir eksende ve toplumcu yerel yönetim anlayışıyla biçimlenmektedir.


Bilindiği üzere kentimizin konak sınırları dahilinde yer alan bölge arkeolojik sit alanlarını ve tarihi yapı stokunu kapsadığı gibi içinde yoğun bir yaşamın sürdüğü bir alandır. Bu alan dahilinde kentin büyüme sürecinde merkezi iş alanının kuzeye doğru yer değiştirmesi ve merkezin boşalması, alanın büyüme dinamiğinin kaybolması, nüfus ve istihdam açısından yaşanan küçülme, göç neticesinde yaşanan gecekondulaşma, bölgede yaşayan üst gelir gruplarının kentin gelişen halkalarında oluşan modern konutlara taşınması, boşalan alanlarda yaşanan işlev değişiklikleri, konut kullanımında azalma, bakımsızlık nedeniyle tarihi dokuda oluşan tahribatlarla çöküntü alanları gün geçtikçe artış göstermektedir.


Bu çöküntü alanının rehabilitasyonunu gerçekleştirmek adına bütüncül bir örgütlenmenin sağlanması doğrultusunda bölgenin yenileme alanı ilan edilmesinin ardından koruma çalışmaları büyük bir ivme kazanmıştır. Bu kapsamda İzmir Büyükşehir Belediyesi gerek arkeolojik alanlardaki kamulaştırma çalışmaları gerekse tek yapı ölçeğinde sürdürdüğü koruma odaklı projelerle alana hayat vermeyi sürdürmektedir. Tüm bu çalışmalara ek olarak İzmir’in tarihi kent merkezi özelliği taşıyan, M.Ö. 4. yy’dan günümüze farklı uygarlıklara ait kültür katmanlarını barındıran tamamı 3. derece arkeolojik sit ve kentsel sit olan bölgeyi bütüncül olarak canlandırmak ve sağlıklaştırmak amacıyla 248 hektarlık büyüklüğündeki alanda “İzmir Tarih Projesi” başlatılmıştır.


İzmir Tarih Projesi’nde proje alanına ilişkin öneriler; yerel yönetimler, ilgili diğer kamu kurumları, odalar, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, fikir önderleri ve bölge kullanıcıları birlikteliğinde gelişen katılımcı çerçeve tarafından değerlendirilmektedir.  Katılımcı süreç neticesinde oluşan İzmir Tarih Projesi Tasarım Stratejisi Raporu'ndaki temel amaç belirlenmiştir. Birinci amaç, İzmirlilerin tarih ile ilişkisini güçlendirmektedir. Bu İzmirlilerin kentleriyle ilişkili olan belleklerinin geliştirmesi yoluyla yapılacaktır. Bu amaçla yararlanılacak olan kaynak, proje alanındaki arkeolojik kültür varlıkları ve tarihi yapı stokudur. İkinci amaç İzmir’in sanayi toplumunun tek merkezli kentinden, bilgi toplumunun çok merkezli kent bölgesine geçiş yaşanırken proje alanında ortaya çıkan çöküntü alanlarının oluşumuna mani olmak ve bu oluşumu tersine çevirmektir. Proje alanının büyük oranda kültürel varlık barındırıyor olması, canlandırma ve koruma hedeflerinin bir arada geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. Canlandırma hedefinin arkeolojik miras, tarihi yapı stoku, kültürel çeşitlilik ve sosyal yapı özelinde sürdürülebilir yaklaşımlar doğrultusunda gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır.   


Yukarıda belirtilen hedefler kapsamında belirlenen stratejik yönelimlerin başında, alanın canlandırılabilmesi için, proje alanının bazı bölümlerinde yukarı doğru seçici (filter - up) bir sürecin başlatılması gelmektedir. Bölgeyi terk eden prestijli faaliyetlerin yerini, başka prestijli faaliyetlerin alması bölgenin ziyaret edilme potansiyelini artıracaktır. Katılımcı süreçte böylesi bir stratejik faaliyetin turizm olabileceği konusunda geniş bir uzlaşı sağlanmıştır. Turizmin bu alanda sadece tarihi değerlerin gözlenmesinden hareketle değil, tarihin buradaki yaşam deneyiminin bir parçası haline getirilmesi suretiyle geliştirilmesi önemlidir. Bu amaçla, yaşamın “deneyim” (experience) geçirilen “yer” niteliği kazandığı sokakların bu niteliğinin dikkatle korunması (Havra sokağı vb.), bu niteliğe sahip sokakların sayılarının artırılması ve proje alanı içerisinde yer alan han, sinagog gibi büyük ölçekli yapıların yenilikçi yaklaşımlar, tasarım ve uygun örgütlenme teknikleri ile “deneyim” yaratan bir niteliğe kavuşturulması önerilmiştir.


Gençliğin, yükseköğrenim faaliyetleri ve onlara ilişkin konaklama faaliyetleri dolayımında bu alana çekilmesi diğer bir stratejik yönelim olarak belirlenmiştir. Bu doğrultuda, gençliğin boş zamanlarını değerlendirmek için yararlanabilecekleri faaliyetlerin çeşitliliğinin artırılması, gençlere yönelik üretim ve satış faaliyetleri ile bütünleşmiş kültürel alanların oluşturulması ve proje alanında bulunan ve eğitim sistemi dışında kalmış işsiz ya da çalışan gençlerin becerilerini ve potansiyelini artırmaya dönük projeler geliştirilmesi gibi öneriler geliştirilmiştir.


MİA’nın prestijli faaliyetlerinin bölgeyi terk etme eğilimleri konusunda dikkatli olunması, gereksiz boşalmalara karşı çıkılması diğer stratejik tercihlerden birisidir.


Katılımcı süreçte üzerinde uzlaşma sağlanan dördüncü stratejik tercih, büyük oranda konut bölgelerini içeren bölgede konut işlevlerinin sağlıklaştırılması ve canlandırılması olmuştur. Konut kullanımına yönelik olarak toplumun tüm katmanlarından gelenlerin bu alanda yaşar hale gelmesi sağlanarak dengeli bir toplumsal yapı elde edilmesi önerilmiştir.


E-Bülten'e üye olmak için e-posta adresinizi giriniz.